Yükleniyor...

Lütfen bekleyiniz, sayfa yükleniyor.

← Dil Yolculuklarına Dön

Geleneksel Eğitimden Dijital Araçlara: İngilizceyi Yeniden Keşfetmek

Esra

24 Mayıs 2026

Bir Dil Bir İnsan…

Merhaba, ben Esra. 1987 Mersin doğumluyum. Uzun yıllardır İngilizce ve başka yabancı dilleri öğrenmek için eğitimler aldım. Hâlâ da kendi çabalarımla dil gelişimi sağlamak ve var olanı koruyabilmek adına çalışmalar yapıyorum. Sizlere elimden geldiğince dil öğrenimi sürecimi anlatacağım.

İngilizce ile aslında erken yaşlarda tanıştım. Benden 3 yaş büyük ağabeyimin gittiği kolejde aldığı İngilizce dersi, evimizde ara ara da olsa bu dil ile ilgili çalışmalara neden oluyordu. Babam ve annemin İngilizce biliyor olması, evde ağabeyime yardımcı olmaları ve aralarına beni de almaları benim için büyük bir avantajdı. Fakat sonrasında işler biraz karıştı. Doğal bir yolla ilerleyen İngilizce kelime hazinem, okula başlamamla birlikte çok karmaşık bir hale dönüştü. Yaşımın ilerisinde, bilgi seviyemin üzerinde olan gramer dayatmaları, tabiri caizse beni bu dilden nefret ettirdi. Evet, dil eğitiminde zorlamak her zaman iyidir ama fazla zorlamak umutsuzluğa da neden olabiliyor. Bazen sadece basit düşünmek gerekiyor. Bizim her şeyi mükemmel yapmamız gerektiğini düşünen öğretmenlerimiz ve eğitim sistemimiz, eminim benim gibi çoğu kişinin bu dile ya da matematik ve fizik gibi derslere olan mesafesini artırdı. Belki yeni nesil buna çok maruz kalmadı ama bizler "-de/-da" ekini ayırmadan yazılıdan tam not alamazdık. Dil eğitiminde konuşma ve pratiğin bir kenara itilip hep gramer üzerine yoğunlaşılması bence yapılan en büyük hataydı.

Tabii ki imkânların sınırlı olması da bu süreci zorlaştırıyordu. Şimdiki gibi internet olmadığı için konuşma ve dinleme pratiği yapma şansımız olmuyordu. Bol bol İngilizce mektup yazıyorduk. Evet, yazılı olarak kendimizi geliştirdik ama konuşma ve dinleme olmadan insan tam olarak başarılı olduğunu hissedemiyor. Bir yabancı ile karşılaştığınız zaman donup kalıyor ve kendinizi başarısız hissediyorsunuz. Üniversite dâhil, bu düşüncem hiç değişmedi. Kaldı ki üniversiteden sonra girilen YDS sınavı için iyi bir gramer bilgisi yeterli olduğundan, YDS için ders alıp üç dört ayda istediğim puanı aldım. Ama ben hâlâ tam anlamıyla konuşamıyordum.

Peki, bunu değiştirdim mi? Evet, değiştirdim diyebilirim. Şimdi yeni bir doktora başvurusu için dil sınavına hazırlanıyorum. Şöyle bir durum var; yüksek lisans için dil sınavında başarılı oluyorsunuz ancak yüksek lisans bitince doktora için tekrar sınava tabi tutuluyorsunuz. Eğitim sistemi ve sınavlar o kadar ezbere dayalı ki, üç yıl önce başarılı olduğunuz bir sınavda aynı başarıyı tekrar gösteremeyebiliyorsunuz. Çok komik değil mi?

Yine bir sınava hazırlanıyorum. Bizim nesil iyi bilir; biz devamlı sınava hazırlanırız. Bu sefer "Ben bu dili öğreneceğim," dedim. Sadece gramer başarısı ile değil; konuşmada ve dinlemede de başarılı olacağım. Bunun için birçok video izledim, kendime bir yol haritası belirledim. Gerekli kaynakları araştırıp temin ettim ve aslında doğru kaynaklarla dil öğrenmenin gerçekten çok keyifli bir süreç olduğunu fark ettim. "Yarın yazılı var, bu dersten iyi not almalıyım" kaygısı olmadan çalışınca her şey çok daha keyifli oluyor. Tabii bu süreçte en büyük destekçim internetin varlığı. Sayısız video ve kaynağa ulaşma imkanınız var.

Aramak için yazmaya başlayın.